top of page

Search this site

Boş arama ile 9 sonuç bulundu

  • 6 Soruda Ek Gıdaya Geçiş

    Memeye ya da biberona yapışan bebeğin uzattığımız kaşığa da ağzını gülümseyerek açmasını bekleriz. Ama maalesef çoğu zaman böyle olmaz. Kimi diliyle iter, kimi kaşıktakini yüzünüze püskürtür. Bugün zevkle yediği mamayı yarın beğenmez, yüzünü buruşturur. Bir kaç kaşık yese bile bu bize yetmez. İki saat özenle hazırladığımız ilk kaselerin kaderi birkaç kaşıktan sonra çöpe gitmektir genellikle. Katı gıdaya geçiş genellikle zor ve sıkıntılı bir süreçtir. Bu dönemi bebeğimizin dünyayı keşfettiği ve yeni tatları öğrendiği bir dönem olarak görüp sabırlı olmak gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ama aklımızda hala çok soru var. Bu konuda en sık karşılaştığımız soruları uzmanların önerileri ve güvenilir kaynaklardaki bilgilere göre cevaplamaya çalıştık. 1. Bebeğim ek gıdaya ne zaman başlamalı? Bebeğin sindirim sisteminin gelişimi göz önüne alınarak 4-6 ay arası ek gıdaya başlanması öneriliyor. Eğer bebek anne sütü alıyorsa ve doktorunuz aksini önermediyse ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi, kendisi için üretilen bu özel besinden daha çok yararlanması için önemli. Ama ek gıdaya başlamada geç kalmamak da gerek. Çünkü anne sütü 6. aydan sonra demir gibi besinsel elementler bakımından yetersiz kalıyor. Ayrıca bebeğin ek gıdaya alışması da zorlaşabiliyor. Daha fazla bilgi için şu yazımıza da bir göz atın: Bebeğiniz Ek Gıdalara Geçmeye Hazır mı? 2. Ek gıdaya geçtikten sonra anne sütü veya formül sütü günde ne kadar vermeliyim? Anne sütü veya formül süt hala bebeğiniz için gerekli temel besin içeriklerini sağlıyor. Ek gıdayla birlikte sütü nasıl vereceğiniz biraz annelik içgüdülerinize ve bebeğinizi tanımanıza bağlı. Örneğin sütü çok seven ve hızla emerek karnını doyuran bir bebeğiniz varsa önce kahvaltısını sonra sütünü verebilirsiniz. Ama süt konusunda pek de iştahlı olmayıp kaşıkla beslenmeyi tercih eden bir bebeğe önce süt vermek daha iyi bir fikir olabilir. 7-10 aya arasında bebeğiniz günlük enerji gereksiniminin büyük kısmını hala sütten karşılar. Bebeklerin; 9 aya kadar 2-3 saatte bir günlük toplam 600-800 ml, 9-12 ay arasında 4-5 saatte bir günlük toplam 500-750 ml süt alması öneriliyor. 3. Bebeğimi günlük olarak nasıl bir beslenme düzenine alıştırmalıyım? Bebekler genellikle 6- 9 ay arasında beslenem zamanını ve bunun ne anlama geldiğini anlamaya başlarlar. Onları günlük bir düzene alıştırmak hem sizin hem de onun için en iyisidir. Böylelikle 1 yaşına geldiğinde günda üç ana öğün (kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği) ile iki ara öğün (bebek bisküvisi ve keki, yoğurt, meyve vb atıştırmalıklar) şeklinde beslenmeye alıştırılabilir. Aşağıdaki beslenme düzeni önerisini uygulayabilirsiniz: 4-7 ay arasında her biri 2-4 yemek kaşığı kadar günlük iki öğün 7-12 ay arasında her biri bebeğin yumruğu büyüklüğünde üç öğün 4. Bebeğimi beslerken nelere dikkat etmeliyim? Minicik olduğuna bakmayın. Bebeğinizin yemek zamanı geldiğinde beslendiğinin ve doyduğunun farkına varması gerek. Bunun için her beslenmeden önce onun ellerini yıkamak gibi bir ritüel uygulayabilirsiniz. Televizyonu ve müziği kapatın (Televizyon izlerken kolay yemek yiyor gibi tuzaklara düşmeyin, eğer böyle bir alışkanlık geliştirdiyse bunu sağlayan da biz anneleriz. Bebeklerin böyle bir tercihi olması biraz imkansız değil mi? ). Böylece bebek yediği yemeğe ve sizin ilginize odaklanabilecektir. Bebeğin yüzünün değişik şekiller alması yeni tatlara karşı verdiği bir tepki olabilir ve her zaman yemeği sevmediği anlamına gelmez. Bunu "Bu mamayı sevmedi" olarak yorumlamadan önce birkaç şans daha verin. Benzer şekilde kaşığı eliyle itmesi ya da kendini beslerken döküp saçması kas koordinasyonu yeterince gelişmediği için olabilir. 5. Bebeğimin ilk yiyecekleri ne olmalı? Bebeklerin demir depoları doğumdan sonra giderek azalır ve 9 ay civartında en düşük seviyeye gelir. Bu nedenle tahıl gibi demir içeriği yüksek yiyeceklerin birkaç kaşığı bile bebekler için çok faydalıdır. Ayrıca yoğurt, meyve-sebze püreleri, 8. aydan sonra beyaz ve kırmızı et, balık eti sağlıklı ilk yiyeceklerdendir. Meyveleri sebzelerden sonra tanıtmak bebeğin tatlıya alışıp sebzeleri reddetmesini engelleyebilir. İlk yiyecekler hazırladığımız şu tabloya bir göz atın: Bebeğimin ilk yılında hangi yiyecekleri ne zaman vereceğim? 6. Hangi yiyeceklerden uzak durmalı? Bal botulizm adı verilen ciddi bir hastalığa neden olabilir. Uzmanlar 1 yaşına kadar vermeyin dese de bebeğin ilk yıllarında baldan uzak durmakta fayda var gibi görünmektedir. 10. aya kadar turunçgiller (portakal, limon vb.) önerilmez. Bunlar içerdiği asitten dolayı alerjiye ve pişiğe neden olabilir. Birçok uzman 1 yaşından önce bebeklere turunçgiller verilmemesi gerektiğini belirtir. İnek sütü bebekler için alerjendir ve demir içeriği anne sütü veya formül süte göre çok düşüktür. 1 yaşından önce temel besin olarak kesinlikle inek sütü vermemek gerekir. Fındık, fıstık gibi yiyecekler de alerji riski yüksek gruptadır. Ayrıca kuru yemişler ve üzüm gibi meyveler boğulma tehlikesine yol açacağı için 3 yaşına kadar çocuklara verilmemelidir. Her yıl çok sayıda çocuk bu gibi yiyecekler nedeniyle boğulma tehlikesi yaşar ve maalesef bazıları kurtulamaz. Unutmayın, bebeğiniz bir süre bu yiyecekleri yemezse hiçbir şey kaybetmez. Yararlanılan Kaynaklar www.saglik.gov.tr/TR/dosya/1-36430/h/a-8-bebek--beslenmesi.pdf www.parents.com www.babycenter.com

  • Dondursak da mı Saklasak?

    Bebek mamalarının birçoğu kolaylıkla hazırlanır. Ancak en büyük derdimiz çoğu zaman bebeğimizin gün içinde tüketebileceğinden fazla porsiyonları nasıl saklayacağımızdır. Dondurulmuş gıdaların besin değerleri taze besinlere çok yakındır. Artık herkesin evinde bulunan derin dondurucular, bebek mamalarının en sağlıklı ve besin değerinden en az kayıpla saklama imkanı sunuyor. Ama bunun için dondurarak saklama ile ilgili ipuçlarını bilmemiz gerekiyor. Büyük miktarda yaptığınız bebek pürelerini, et ve tavuk sularını derin dondurucuya koyarak dondurabilirsiniz. Bu amaçla bebek mamalarını dondurmak üzere hazırlanmış kalıplar bulamıyorsak silikon kalıplar tercih edilebilir. Çünkü plastik malzemelerden zararlı kimyasalların besine geçebildiği biliniyor. Hangi kap kullanılırsa kullanılsın besin soğuduktan sonra kaplara koymak gerekiyor. Ancak bakteri üremesini engellemek için uzun süre açıkta tutmadan, soğu soğumaz kaplara koymak ve hemen dondurucuya kaldırmak önemli. Derin dondurucuda 3-4 saat bekletilen püre ve et suları donduktan sonra buzdolabı poşetlerine de konulabilir. Hangi şekilde muhafaza edilirse edilsin sakladığınız kabın üzerine içeriğinin ne olduğunu ve saklama tarihini yazmalısınız. Bunun için dondurucuda ıslanmayan ve bozulmayan etiketler mevcut. Ama en kolay ve ekonomik olanı kırtasiyelerde satılan asetat kalemleri. Bu kalemler ıslak olmayan cam ve plastik yüzeylere kolaylıkla yazabiliyor. Kaliteli camdan yapılan kavanozlar da dondurucuda kırılmadan ve çatlamadan kalabiliyor. Hazır bebek mamalarının kavanozları da bu amaçla kullanılabilir. Cam kavanozlara besini koyarkan kavanozun üzerinde boşluk brakmak gerekiyor. Dondurduğumuz besinin su içeriği ne kadar fazlaysa kavanozun o kadar az bir kısmını doldurmak gerek. Çünkü kristalleşen ve hacmi artan su kavanozun çatlamasına ve kırılmasına neden olabilir. En iyisi kavanozun içeriği tamamen donmadan kapağını kapatmamak. Dondurucuya kaldırdıktan 3-4 saat sonra kavanozların kapaklarını kapatabilirsiniz. Derin dondurucuda et ve et suyu içeren besinleri 2, sebze-meyve pürelerini 3 aya kadar saklamak öneriliyor. Eğer meyve - sebzeler yıkanıp kurulandıktan sonra başka bir işlem yapılmadan dondurulacaksa 6 - 8 ay kadar muhafaza edilebilir. Özellikle domatesler için en uygun saklama yöntemlerinden bir budur. Yıkanmış domatesleri yaz aylarında dondurduktan sonra kış boyunca çıkararak yemek ve pürelerde kullanmak mümkün. Bu şekilde dondurucudan çıkarılan domatesler oda sıcaklığında kısa bir süre bekledikten sonra kabukları da kolayca soyulacaktır. Dondurulmuş bebek mamalarını küçük bir tencerede ısıtarak çözdürebilirsiniz. Oda ısısında bekleterek dondurulmuş besini çözdürmemek gerekir. Kavanozda dondurduysanız en iyi yol kaynar su dolu bir kaba kavanozu oturtarak çözünmesini sağlamak ve sonradan tencerede ısıtmaktır. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var: Tamamen çözünmüş görünen bir besinin her tarafı eşit ısıda olmayabilir. Bebeğinize vermeden önce iyice karıştırın ve mutlaka ısısını kontrol edin. Dondurulup çözdürülmüş bir besini tekrar ısıtmak bakteri üremesine neden olabileceği için bir defada tüketebileceği porsiyonları çıkarın. Yaygın olarak bilinmesine tağmen tekrar etmekte fayda var: Dondurulduktan sonra çözülmüş bir besin asla yeniden dondurulmamalıdır. Kaynaklar http://learningstore.uwex.edu/assets/pdfs/B1306.pdf http://nchfp.uga.edu/publications/uga/FreezingPreparedFoods.pdf http://sbu.saglik.gov.tr/Ekutuphane/kitaplar/t9.pdf http://www.stepbystep.com/how-to-freeze-ground-beef-for-easy-defrosting-113023/ http://wholesomebabyfood.momtastic.com/FreezePage.htm http://www.homemade-baby-food-recipes.com/how-to-freeze-baby-food.html

  • Kahvaltıyı Eğlenceli Hale Getirecek 9 Yaratıcı Fikir

    Kahvaltılara biraz eğlence katmaya ne dersiniz? Hem basit hem yaratıcı 9 kahvaltı tabağı fikrini paylaşalım istedik. Dilerseniz bu kahvaltılardan birini çocuğunuzla birlikte hazırlayın ve yemek yemek kadar yapmanın da keyfini keşfetmesine fırsat verin. 1. Salam, ekmek, peynir ve zeytinden angry birds karakterleri yapmak çok kolay. 2. Dilerseniz sahanda yumurtadan sevimli iki çocuk yapabilirsiniz. 3. Yumurtayı haşlama ve katı seviyorsa kardan adamlar iyi bir fikir olabilir. Şapkalar ve düğmeler için havuç, gözler ve düğmeler için biraz zeytin lazım. 4. Rafadan yumurtaların kabuklarında keçeli kalemlerle yaratıcılığınızı konuşturun. 5. Birkaç dakikada yumurtalar ve biraz sebze ile şık bir çiçek yapabilirsiniz. 6. Yumurtalardan çok sevimli civcivler de çıkabilir. 7. Krep ve pankekler yaratıcılığınızı kullanmak için en iyi kahvaltı seçeneklerinden... 8. 9.

  • Bebeğimin ilk yılında hangi yiyecekleri, ne zaman vereceğim?

    Başlıkta yer alan olan soruyu sık sık duyduğumuzdan dolayı böyle bir yazı yazmak şart olmuştu. İnternette bu konuda yazılmış çok sayıda kaynak var. Katı gıdaya geçişte hangi besinin hangi ay verilmeye başlanacağı konusunda çoğu uzman hemfikir. Ay ay bebek beslenmesi konusunda en büyük eksiklik, yiyeceklerin başlama zamanlarını gösteren türkçe tabloların pek bulunmaması. Biz de uzun bir yazı yazmaktansa bir çıktısını alıp buzdolabına asabileceğiniz bir tablo hazırlayalım dedik. Aşağıdaki tabloyu hazırlarken dünyada yaygın kullanılan ve bilimsel içerik üreten web sitelerini kaynak aldık. Ancak bebek beslenmesinde yiyeceğin yerel olarak bulunabilmesi en önemli kural. Bu nedenle taze kuşkonmaz ve yaban mersini gibi İngilizce web sitelerinde sıkça rastlanan ama ülkemizde yaygın olmayan yiyecekleri listeden çıkardık ama avokado ve kivi gibi daha kolay bulunanları bıraktık. Yine de siz her zaman taze, kolay ulaşabileceğiniz ve mevsime uygun olanları seçin. Şunu hatırlatmakta fayda var: Bazı yiyeceklerin başlama zamanları konusunda fikir ayrılıkları olabilir. Bu durumda kendi doktorunuzun önerisini dikkate almak en doğru yoldur. Yararlanılan Kaynaklar: http://www.thsm.gov.tr/upload/files/BEBEK%20BESLENMES_-WEB(1).pdf http://www.betterhealth.vic.gov.au www.homemade-baby-food-recipes.com www.wholesomebabyfood.momtastic.com www.parents.com

  • Alerjiler ve Üç Gün Kuralı

    Bebek beslenmesinde en önemli konulardan biri de besin alerjileridir. Bebeğinizde bir besine karşı alerji varsa tespit etmek ve önlem alabilmek için verdiğiniz yeni bir besinin etkilerini gözlemlemeniz gerekiyor. Yeni bir besini ilk verişinizde bunu başka bir besinle karıştırmadan ya da daha önce denediğiniz ve sorun yaratmayan bir besinle sunarsanız, onun bu gıdaya karşı bir alerjisi olup olmadığını anlayabilirsiniz. Örneğin katı gıdaya geçiş sırasında pirinç püresiyle başlarsanız ilk 3-4 gün boyunca bir çay kaşığından başlayıp artırarak sadece pirinç püresi verin. Eğer bebeğiniz bu besine karşı reaksiyon göstermiyorsa alerjisi olmadığını kabul edip aynı yöntemle yeni besin çeşitleri ile tanıştırabilirsiniz. Eğer bir besini verdikten sonra gaz, ishal, kusma, geceleri uyuyamama ve huysuzluk, deri döküntüsü gibi alerji olduğunu düşündüğünüz bir reaksiyonla karşılaşırsanız bir hafta sonra tekrar deneyerek bebeğinizin bu besine duyarlı olup olmadığını anlayabilirsiniz. Alerji şüphesi duyduğumuzda katı gıdaya geçiş ve alerji ile ilgili olarak bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışmak gerekiyor. Üç gün kuralı sadece bebeğin ilk yılında verilmesi önerilen besinler için geçerli değil. Bal, fındık ve fıstık gibi kabuklu kuru yemişler, inek sütü ve yumurta akı ilk yılın sonuna kadar bebeğe verilmesi önerilmeyen besinlerden. 1. doğum gününden sonra bu besinlere geçişte acele etmemek ve yine üç gün kuralına göre bebeği bunlarla tanıştırmakta fayda var.

  • Bebeğiniz Ek Gıdalara Geçmeye Hazır mı?

    Bebeklerin 4-6 ay arası dönemlerinde annelerin aklındaki en büyük soru işareti ek gıdaya geçiş ile ilgili oluyor genellikle. Bebeğim ek gıdaya geçmeye hazır mı? Hangi ek gıdalarla başlamalıyım? Günlük ne kadar ek gıda vermem gerek? İşte bu yazının, kafanızdaki bu gibi soruları cevaplamanıza yardımcı olacağını umarız. Ek gıdaya geçiş dönemi, tek başına anne sütü ile beslenmenin bittiği dönem anlamına geliyor. Dünyada ve ülkemizde 6 ay civarında bebeğin yarı katı gıdalarla tanıştırılması öneriliyor. Katı gıdaya erken geçmek de geç kalmak da birtakım olumsuzluklara yol açabilir. Erken ek gıdaya geçmek bebeğin anne sütünden aldığı proteinlerden ve büyümeyi, beyin gelişimini, bağışıklığı destekleyen faktörlerden daha az yararlanmasına yol açar. İlk altı ay anne sütü bebeğin besinsel ihtiyaçlarını karşılarken, bu aydan sonra enerji ve demir gereksinimi için ek gıdalara geçiş önerilir. Aşağıdaki ipuçları bebeğinizin ek gıdaya geçmeye hazır olup olmadığını anlamak da yardımcı olabilir: Bebeğinizin dil itme refleksi kayboldu mu? Dil itme refleksi doğuştan gelen bir reflekstir. Yutak kasları yeterince gelişmeyen bebekler henüz katı besinleri yutamadıkları için dillerine değen katı besini iterek boğulmaya karşı kendilerini korurlar. Yani bu bebeğinizin yeni verdiğiniz havuç ya da pirinç püresini sevmediği anlamına gelmiyor:) Katı gıdaya geçişi bir süre daha ertelemelisiniz. Bebeğiniz destekle oturabiliyor ve başını dik tutabiliyor mu? Cevabınız evetse yoğurt, boza kıvamında çorba ve püreler gibi yarı katı gıdalara geçiş için hazır bulunuşun işaretlerinden biri daha bebeğinizde var demektir. Daha katı gıdalar içinse bebeğin desteksiz oturabilmesi önerilir. Doğum kilosunun iki katına ulaştı mı? 6 ay civarı doğum kilosunun iki katına ulaşan bebeklerin enerji gereksinimi anne sütü karşılamamaya başladığı ve demir depolarının da azaldığı düşünülür. Anne sütünü kısa bir süre aldıktan sonra reddediyor; sizin ya da daha büyük kardeşlerin yedikleri ile ilgileniyor ve istiyor mu? Yukarıdaki işaretleri gösteren bebeğiniz bir de sizin yemeklerinize sulanıyorsa daha fazla gecikmeyin bizce:) Bebeğinizin ilk ek gıdasını vermeye karar verdiniz. Nelere dikkat edeceksiniz? Bebeğinizi ek gıdalarla ilk tanıştırmanızda onu bir ana kucağına ya da mama sandalyesine oturtun ve önlük takın. Bunlar beslenme zamanının geldiğini işaret eder ve alışkanlık kazanmasına yardımcı olur. Bebeğinizin uykulu ve tok olmamasına dikkat edin. Ancak çok aç da olmamalı çünkü bu durumda bir an önce süt alarak doymak isteyecektir. Bebeğinizin her zaman acıktığı ve beslendiği saatten 30 dakika öncesini ilk ek gıda için seçebilirsiniz. İkinci bir alternatif da onu biraz emzirdikten sonra ilk denemeyi yapmak olabilir. İlk denemelerde amacınızın onu doyurmak olmadığını unutmayın. Sadece birkaç çay kaşığı ile başlayın. Her gün verdiğiniz miktarı artırın. Bebeğinizin temel besini hala anne sütü veya formül süt. Bu sadece bir alışma ve geçiş dönemi. Her bebeğin ilk ek gıdaya tepkisi farklıdır. Eğer bebeğiniz isteksizse onu sütle besleyin ve sonraki denemeyi bekleyin. Israrcı olmayın. Sakin ve sabırlı olmak inanın işinizi çok kolaylaştıracak. Son olarak sıkça rastlanan ve sonradan birçok beslenme sorununa yol açan bir anne davranışına değinmeden geçemeyeceğiz. Bebeğiniz x çorbasını ya da y püresini çok sevdi ve bolca yedi diye sürekli aynı ek gıdayla onu beslemeyin. Hiç bir yiyecek (onlarca malzemeli çorbalar ve kahvaltılık bulamaçlar dahil) bebeğinizin tek başına besinsel ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi bu durum damak tadının gelişmesini de engeller. Biliyor muydunuz? Bebeklerin % 2,5’i inek sütüne, % 1,5’i yumurtaya , % 0,6’sı fıstığa alerji gösterir. Hatırlatmak da fayda var: Bebeğinizin ek gıdaya geçişini bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanıyla görüşüp değerlendirin ve alerilere karşı üç gün kuralına uymaya özen gösterin. Yararlanılan Kaynaklar http://www.millipediatri.org.tr/pageOther.aspx?pageId=206 http://ailehekimligi.gov.tr/salk-ve-bakm/268-bebek-beslenmesi-.html http://www.babycenter.com/0_introducing-solid-food_113.bc http://wholesomebabyfood.momtastic.com/solids.htm

  • Buğday Ruşeyminin Faydaları

    Buğday ruşeymi aslında buğday tohumunun içindeki embriyonun yani yeni bir bitkiyi oluşturacak kısmın adıdır. Tıpkı yumurtanın sarısının civcivin gelişimi için gerekli besinleri içermesi gibi ruşeym de yeni buğday filizinin gelişimi için gerekli besinsel elementleri içerir. İşte bu nedenle ruşeym buğdayın besin değeri en yüksek bölümüdür. 2 çorba kaşığı buğday ruşeymi; 1.5 gram doymamış yağ, 9 gram karbonhidrat, 4 gram protein, 2 gram lif ve 2 gram şeker içeriyor. Önemli bir protein ve lif kaynağı olmasının yanısıra ruşeymde önemli oranda folik asit, demir ve E vitamini bulunuyor. Bu besin içerikleri bebekler için ruşeymin faydaları hakkında bilgi veriyor. Değeri yeni yeni anlaşılan bu besinin kalp ve damar sağlığını koruduğu, kansere karşı koruyucu olduğu ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği ile ilgili bilimsel çalışmalar var. Peki bu faydalı bölüm buğday unundan yapılan ürünlerde bulunuyor mu? Maalesef hayır. Tam buğday beyaz una dönüştürülürken ruşeym uzaklaştırılıyor. Çünkü ruşeymin içerdiği sağlıklı yağlar unun çabuk bozulmasına yol açıyor, yani raf ömrünü kısaltıyor. Bu nedenle besin değeri yüksek bu bölümü beyaz ekmek ya da makarna ile birlikte alamıyoruz. Bunun için tam buğday unundan üretilmiş ekmek, makarna vb. ürünlerin tüketilmesi öneriliyor. Ruşeymin besin içeriğinden faydalanmak için tam buğday unu tüketmek dışında da alternatifimiz var. Buğday tohumundan ayrılmış ruşeymi marketlerde kolaylıkla bulabiliriz. Çorbalara, kurabiyelere, keklere ve muhallebilere ruşeym ekleyerek besin değerini ve lezzetini artırabiliriz. Yalnız dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta çabuk bozulabilen bu besini buzdolabında, hatta daha iyisi derin dondurucuda saklayarak kullanacağımız miktarlarda çıkarmaktır. Yararlanılan Kaynaklar: Fermented Wheat Germ Extract (Avemar) in the Treatment of Cancer and Autoimmune Diseases, Autoimmune Diseases and Treatment: Organ-Specific and Systemic Disorders, Volume 1051 pages 529–542, June 2005 Tam Buğday Unu ve Fonksiyonel Özellikleri, Türkiye 10. Gıda Kongresi; 21-23 Mayıs 2008, Erzurum http://www.livestrong.com/article/385054-the-benefits-side-effects-of-wheat-germ/ http://www.doctoroz.com/article/why-you-need-wheat-germ

  • Peynir, Yoğurt ve Kefir Bilmecesi: Bebeklere Süt Ürünlerini Ne Zaman Vermeli?

    Bebek beslenmesinde 1 yaşından önce inek sütünün temel besin olarak önerilmediğini, ilk 6 ay bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesinin önemini hepimiz biliyoruz artık. Bu konuda kamu spotları, reklamlar ve internet kaynakları çok etkili olmakta. Ama bir konuda kafalar biraz karışık: "İnek sütünü 1 yaşına kadar alamayan bebeğime inek sütünden yapılan yoğurt, peynir ve kefir gibi gıdaları verebilir miyim?" Yukarıdaki sorunun cevabı birçok uzmana göre EVET. Peki bu nasıl oluyor? Nasıl oluyor da inek sütü, bebeğin gelişimini tamamlamamış olan böbrekleri ve sindirim sistemine uygun değilken sütten yapılan ürünler uygun oluyor? Öncelikle bebeğin günlük olarak tükettiği miktar az olduğu için 6. aydan sonra ek gıda olarak süt ürünlerinin verilmesinde sakınca görülmüyor. Aynı nedenle inek sütü muhallebi ve çorba gibi yiyeceklerin hazırlanmasında da kullanılabiliyor (Elbette bu durum süt alerjisi olmayan bebekler için geçerli). Bilindiği gibi yoğurt, peynir ve kefir gibi süt ürünleri mikroorganizmaların faaliyetleri ile meydana geliyor. Bu canlıların faaliyeti ile sütteki proteinlerin ve süt şekeri olan laktozun miktarı önemli ölçüde azalıyor. Böylece bebeğin sindirim sistemi bu besinleri çok rahat tolere edebiliyor. Özellikle yoğurtta ve kefirde hem sindirim sistemini hem de bağışıklık sistemini destekleyen vitamin ve minerallerin oranı fazla. Bu nedenle bebek beslenmesinde 6-12 ay arasında ek gıda olarak bu iki besinin önemi büyük. Yoğurt ve kefirin önemli bir faydası da bebek gelişimi için gerekli olan kalsiyumu yüksek oranda içermesi. Peynir konusunda ise en önemli uyarı yüksek oranda tuz içeren peynirlerin bebeğin henüz tam gelişmemiş böbrekleri için uygun olmaması. Bu nedenle bebek yemeklerini hazırlarken tuzsuz lor peyniri ve labne gibi çeşitler tercih edilebilir. Alternatif olarak bir gecede suda bekletilerek peynirin tuz oranı bir miktar azaltılabilir. Hatırlatmakta fayda var: Pastorize edilmemiş süt ve süt ürünleri kullanmak Listeria ve Brucella gibi oldukça zararlı bakterileri barıdırabileceği için sadece bebekler için değil her yaştan insan için büyük risk taşıyor.

  • Organik Tercih Ederken...

    Bebeğimize hangi ay ne yedirebileceğimiz konusunda kafamız karışsa da bu konuda bilimsel içerikli ya da bilimsel kaynaklara dayanan çok sayıda içeriğe ulaşmak artık kolay. Genel olarak pediatristlerin önerileri de bazı temel kurallara dayanmakta. Ancak iş genetiği değiştirilmiş organizmalar, organik ürünler ve besinlerdeki kimyasal kalıntılara gelince henüz yüzde yüz güvenli bir yol yok. Gıda güvenliğimiz her geçen gün daha çok tehdit ediliyor ve bu konuda yapılmış bilimsel çalışmalar çok az. Sadece bebek beslenmesi bakımından değil her yaştan insanın sağlığını tehdit eden en önemli konulardan biri besinlerdeki pestisit (böcek ilacı) kalıntıları. Özellikle çocukluk döneminde maruz kalınan pestisitler, kanser, büyüme, gelişme ve zeka gerilikleri, hormonal bozukluklar gibi pek çok hastalığın etkenlerinden olduğu bildiriliyor. Peki bu konuda en son bilimsel veriler neler? Nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Amerika'da Çevresel Çalışma Grubu (Environmental Working Group) tarafından yapılan araştırmada pestisit kalıntıları bakımından en "kirli" gıdaların bir listesi oluşturulmuş. Sonuçlar ülkemizdeki ile birebir aynı olmayacak da olsa bitkilerin fizyolojik özellikleri ve yetiştirilme şekli bakımından önemli bir gösterge. Bu çalışmaya göre bulaşma derecesine göre en kirli 12 besinin listesi şöyle: Elma Çilek Üzüm Kereviz Şeftali Ispanak Tatlı biber Nektarin Salatalık Kiraz (çeri) domates Bezelye Patates (Ek olarak 13. Kırmızı acı biber ve 14. Yaban mersini bazı böcek öldürücüler bakımından yüksek oranda toksik bulunmuş.) Pestisit kalıntısı en az bulunan yiyecekler ise şunlar: Avokado Tatlı mısır Ananas Beyaz lahana Tatlı bezelye Soğan Kuşkonmaz Mango Papaya Kivi Patlıcan Greyfurt Kantalop kavunu Karnabahar Tatlı patates ("Temiz" gıdaların bazıları ülkemizde yaygın değil. Bunlardan tatlı mısır gibi bazılarının da pestisit bakımından güvenli olsa da GDO bakımından büyük risk taşıdığı unutulmamalı. Tamamen ayrı bir konu olan GDO başka bir yazının konusu.) Bu listeler ne işimize yarayacak? Bugüne kadar toprak altı kısımlarını tükettiğimiz meyve ve sebzelerin yüksek oranda pestisit depolayabileceği biliniyordu. Mümkünse bunların organik olanlarının tüketilmesi öneriliyordu. Eğer bütçemiz elveriyorsa ve ulaşabiliyorsak organik tercih ederken hangi gıdalara öncelik vermemiz gerektiği bu listede açıkça görülüyor. Özellikle ek gıdaya geçişte sıkça tüketilen elmayı organik olarak satın almaya özen gösterirken patlıcan, kivi ya da bezelye konusunda daha rahat olabiliriz (şimdilik). Ama şurası kesin ki ülkemizde belirli bir markayı hedef gösteren spekülatif haberlerden çok temel besinlerimizdeki pestisit kalıntılarının oranlarını gösteren ve tüketicileri yönlendiren araştırmalara ihtiyaç var. EWG Tüketici Rehberi için http://www.ewg.org/foodnews/ Görseller http://www.sustainablebabysteps.com/dirty-dozen.html

© mamatarifleri.com

Bu sitede yer alan içerikler www.mamatarifleri.com internet sitesine aittir; 

Kopyalamak suretiyle yayınlaması halinde ilgili kişiler hakkında hukuki ve cezai işlem başlatılacaktır. 

 

Bu sitenin içeriği bilgilendirmeye yöneliktir. Özel beslenme ihtiyaçları olan bebekler ve çocuklar için hazırlanmış tarifler değildir.

Klinik, kronik ya da metabolik hastalığa sahip çocuklarda doktora danışılmadan uygulanmamalıdır.

!

bottom of page